KAÇAK KUYU DİYE KAPATILIYOR, ÇİFTÇİ “RUHSATLI” DİYOR: KONYA’DA SUYUN KENDİSİ KADAR KUYUSU DA TARTIŞMALI

Konya’nın Karatay ilçesine bağlı Göçü Mahallesi’nde geçtiğimiz hafta tarım arazilerinde bulunan bazı kuyuların kapatılmak istenmesiyle yaşanan gerilim, Konya Ovası’nda yıllardır devam eden yeraltı suyu tartışmasını yeniden gündeme getirdi. Devlet Su İşleri (DSİ) ekiplerinin jandarma eşliğinde bölgeye gelerek bazı kuyuların kapatılması için çalışma başlattığı, çiftçilerin ise sulama döneminin ortasında yapılmak istenen işleme tepki gösterdiği belirtildi.
Bölgede en az 5-6 kuyunun kapatılmak üzere gündeme geldiği ifade edilirken, üreticiler pancar, mısır ve ayçiçeği gibi ürünlerin tarlada bulunduğu dönemde sulama imkanının ortadan kaldırılmasının verim kaybına yol açabileceğini savundu. Çiftçiler, kuyuların hangi gerekçeyle kapatılmak istendiğinin ve hangi kuyuların işlem kapsamında olduğunun açık şekilde ortaya konulmasını talep etti.

Göçü Mahallesi’nde yaşananların yalnızca birkaç kuyunun kapatılmasıyla sınırlı değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Jeoloji Mühendisleri Konya Şube Başkanı Şükrü Arslan, Konya Rapor Gazetesi’ne yaptığı değerlendirmede sorunun temelinde Konya Kapalı Havzası’ndaki su kullanımının mevcut rezervlerin üzerinde seyretmesinin bulunduğunu söyledi.
Arslan’a göre yeraltı suyundaki temel mesele, kaynağın ne kadar olduğunun bilinmesinden çok, mevcut suyun nasıl ve kim tarafından kullanılacağının kontrol edilebilmesi. DSİ tarafından Konya Kapalı Havzası’nın yıllık yeraltı suyu besleniminin yaklaşık 2 milyar metreküp olarak hesaplandığını belirten Arslan, geçmiş yıllarda bu miktar üzerinden yaklaşık 35 bin kuyuya ruhsat verildiğini ifade etti.
Ancak ruhsatlandırma kapasitesinin dolmasının ardından havzanın yeni kuyulara kapatılmasının, tarımsal üretimin su ihtiyacını ortadan kaldırmadığını dile getiren Arslan, çiftçilerin üretime devam edebilmek için ruhsatsız kuyulara yöneldiğini söyledi.
“BÖLGEYİ RUHSATA KAPATMAK SORUNU ÇÖZMEDİ”

Konya Kapalı Havzası’nda yaklaşık 35 bin ruhsatlı kuyuya karşılık 100 binin üzerinde ruhsatsız kuyu bulunduğunun ifade edildiğini aktaran Arslan, bu rakamların doğrulanması halinde mevcut uygulamanın sorunu çözmekten uzak olduğunu belirtti. Arslan, ruhsatsız kuyuların kapatılmasının tek başına uygulanabilir bir çözüm olmadığını savunarak, Göçü Mahallesi’nde yaşanan olayın da bu sorunun sahadaki yansımalarından biri olduğunu söyledi. Çok sayıda ruhsatsız kuyunun bulunduğu bir bölgede bütün kuyuların kapatılmasının hem pratik açıdan hem de tarımsal üretim açısından ciddi sorunlar doğurabileceğine dikkat çekti.
“Ruhsatsız kuyular kapatılsın” yaklaşımının yerine bütün kuyuların kayıt altına alınmasını öneren Arslan, devletin havzadaki su kullanımını doğrudan ölçebileceği ve denetleyebileceği bir sistem kurulması gerektiğini ifade etti.
“ÖLÇEMEDİĞİMİZ SUYU YÖNETEMEYİZ”

Arslan, çözümün öncelikle Konya Kapalı Havzası’nın gerçek su potansiyelinin ortaya çıkarılmasından geçtiğini belirtti. Havzada kullanılabilir toplam su miktarının belirlenmesi, sulanabilir tarım arazilerinin tespit edilmesi ve ardından bu kaynakların üreticilere ölçülebilir bir sistem üzerinden dağıtılması gerektiğini söyledi.
Kuyuların otomatik sayaç okuma sistemleriyle izlenmesinin önemine işaret eden Arslan, böylece her kuyudan ne kadar su çekildiğinin takip edilebileceğini belirtti. Devletin belirlediği tahsis miktarının üzerinde su kullanımının da bu sistem sayesinde kontrol edilebileceğini ifade etti.
Arslan, “Ölçemediğimiz ve kontrol edemediğimiz bir suyu yönetme şansımız yok” diyerek, yeraltı suyunun sürdürülebilirliği açısından kayıt ve denetim mekanizmasının zorunlu hale geldiğini vurguladı.
ZİRAAT MÜHENDİSLERİNDEN “YAPISAL REFORM” ÇAĞRISI

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı Burak Kırkgöz de Konya’nın tarımsal üretimdeki konumuna dikkat çekerek, yeraltı suyu kullanımının tamamen serbest bırakılması ya da kuyuların topluca kapatılması yerine kontrollü bir sistem kurulması gerektiğini söyledi.
Konya’nın tarımsal potansiyeliyle Türkiye üretiminin yaklaşık yüzde 15’ini karşıladığını belirten Kırkgöz, buğday, arpa, şeker pancarı ve ayçiçeği gibi ürünlerde kentin öne çıktığını ifade etti. Kırkgöz, “Dolayısıyla Konya’daki su kuyularının yapısal bir reforma ihtiyacı var. Öncelikle tüm kuyuların kayıt altına alınması, ruhsatlandırılması gerekmektedir. Buna af veya başka bir başlıkta bulunabilir.” dedi.
Yeni kuyu açılmasının da belirli şartlara bağlanması gerektiğini belirten Kırkgöz, su kuyusu açmak isteyen çiftçilerin DSİ tarafından kontrollü şekilde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Konya’nın kapalı havza özelliği nedeniyle tarımsal üretimin sürdürülebilmesi için dış havzadan su getirilinceye kadar mevcut kuyuların tamamen kapatılmasının üretim açısından sorun oluşturabileceğini ifade etti. Kırkgöz, çözümün kuyuları tamamen kapatmak yerine su tüketimini kontrol altına almak olduğunu belirterek, “Tamamen izin vermek veya tamamen kapatmak yerine kontrollü su tüketimi konusunda ilimizde yapısal bir reforma ihtiyaç vardır.” ifadelerini kullandı.
“HER ÇİFTÇİYE EŞİT VE ÖLÇÜLEBİLİR SU TAHSİS EDİLMELİ”

Şükrü Arslan ise Konya Kapalı Havzası’nda kullanılabilir toplam su miktarının belirlenmesi, sulanabilir tarım arazilerinin ortaya çıkarılması ve mevcut kaynağın üreticiler arasında ölçülebilir bir sistem üzerinden paylaştırılması gerektiğini söyledi.
Arslan’a göre geçmişte ruhsat alan üreticilerle daha sonra su kullanımına ihtiyaç duyan çiftçiler arasında bir eşitsizlik oluştu. Bu nedenle yalnızca eski ruhsatların korunması veya yeni kuyuların kapatılması yerine havzanın tamamındaki su miktarının yeniden hesaplanması ve tarım arazilerinin ihtiyacına göre adil bir tahsis sistemi oluşturulması gerekiyor.
TARIMSAL ÜRETİM SUYA GÖRE PLANLANACAK

Konya Kapalı Havzası’ndaki su sorununun yalnızca kuyu ruhsatları üzerinden ele alınmaması gerektiğini belirten Arslan, tarımsal üretimin de havzanın su kapasitesine göre planlanmasını önerdi. Hangi bölgede hangi ürünlerin ne miktarda yetiştirileceğinin mevcut su kaynakları dikkate alınarak belirlenmesi gerektiğini ifade eden Arslan, su tasarrufu amacıyla alınacak kararların gıda üretimini sekteye uğratmaması gerektiğini söyledi.
Burak Kırkgöz de planlı ve münavebeli üretimin önemine dikkat çekerek, Konya’daki modern sulama yöntemlerinin gelişmesiyle birlikte üreticilerin zaman içerisinde yeraltı suyu kullanımını azaltma eğiliminde olduğunu belirtti. Kırkgöz, üretimin devamlılığı ile su kaynaklarının korunmasının birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı.
Göçü Mahallesi’nde yaşanan kuyu tartışması, bir yandan yeraltı suyunun hızla azalmasına ilişkin endişeleri, diğer yandan tarımsal üretimin sürdürülebilmesi için su ihtiyacını aynı noktada buluşturdu. Uzmanların ortaklaştığı temel nokta ise kuyuların yalnızca kapatılması ya da kontrolsüz şekilde kullanılmasının yerine, tüm kuyuların kayıt altına alındığı, su miktarının ölçüldüğü ve üretimin havzanın gerçek su kapasitesine göre planlandığı bir sistem kurulması.
YORUM YAP
TÜRKİYE’NİN YAPAY ZEKA MACERASI BAŞLIYOR: 1,6 MİLYAR DOLARLIK YATIRIM ÇAĞRISI
TCMB FAİZ KARARINI AÇIKLADI: HEDEF TEK HANELİ ENFLASYON
SANAYİ ÜRETİMİ DÜŞÜŞTE! TEMMUZDA YILLIK YÜZDE 0,3 GERİLEDİ
İSVEÇ GÖÇMENLERİ PARAYLA İKNA ETMEYE ÇALIŞIYOR
YÜZYILIN SONUNDA DÜNYA KARALARININ YÜZDE 40’INDAN FAZLASI KURAKLAŞABİLİR
EYLÜL AYI ALEV ALDI: 8 GÜNDE 146 ORMAN YANGINI
TÜRKİYE'NİN AKADEMİK BAŞARISI OECD'Yİ GERİDE BIRAKTI
BİRLEŞMİŞ MİLLETLER DÜNYA HARİTASINI DEĞİŞTİRDİ: KUZEY AMERİKA AFRİKA'DAN DAHA KÜÇÜK
TARIMSAL ÜRETİMDE ÖDEMELER ARTIRILDI: 2027’DE DEKAR BAŞINA ÖDEME 442 LİRAYA ÇIKACAK
Benzer Haberler

