BAŞKANIM

Kayıt Tarihi: 08.09.2026 10:15 - Son Güncelleme: 13.10.2026 08:42
YAZI
A

Dün Uğur İbrahim Altay’ı dinledim.

Tam bir saat…

O anlattı, ben geçmişi gözümde canlandırdım.

Bir ara salondaki konuşmayı dinlemeyi bırakıp, zihnimde 90’ların Konyası’na gittim. Sonra 2000’lerin Konyası geldi gözümün önüne. Eski yollar, eski binalar, eski ulaşım düzeni, eski şehir anlayışı… Ve ardından bugünün Konyası… İnsan bazen yaşadığı değişimin farkına her gün baktığı için varamıyor. Ama geçmişi hatırlayınca bazı şeyler daha net görülüyor.

Ben hep söylüyorum ve söylemeye de devam edeceğim: Ben bu şehrin yaşayan hafızası olmaya devam edeceğim. 90’ların Konyası’nı da gördüm. 2000’lerin Konyası’nı da… Bugünün Konyası’nı da yaşıyorum. İşte bu yüzden çok net söylüyorum: Bugünkü Konya’yı, yıllar önce biri bana anlatsaydı, hayal bile edemezdim.

Başkan Altay dün rakamlardan bahsetti. Milyarlarca liralık yatırımlardan… Yapılan yollardan, köprülerden, ulaşım yatırımlarından, parklardan, sosyal projelerden, altyapıdan, şehircilik çalışmalarından… Evet, rakamlar büyük. Ama açık söyleyeyim: Ben rakamlara takılmıyorum. Çünkü şehir dediğiniz şey para harcamadan büyümüyor. Bir şehir gelişecekse yatırım yapacaksınız.

Ulaşım sorununuz varsa para harcayacaksınız. Yeni yollar yapacaksanız para harcayacaksınız. Köprü yapacaksanız para harcayacaksınız. Tramvay hattı yapacaksanız para harcayacaksınız. Park yapacaksanız para harcayacaksınız. Altyapıyı yenileyecekseniz para harcayacaksınız. Sosyal belediyecilik yapacaksanız yine para harcayacaksınız.

Para harcamadan şehir yönetilmez. Şimdi gelelim asıl meseleye… Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı çalışmaları beğenmeyenler var. “Boşa para harcıyorlar” diyenler var. “Ne gerek vardı?” diye soranlar var. Her yapılan işte kusur arayanlar, her yatırımın arkasında başka bir şey arayanlar var. Ben de onlara bir soru sormak istiyorum: Peki nereye harcasın bu belediye bu parayı? Allah aşkına söyleyin. Nereye?

Köprü yapılır, beğenmezsiniz.

Yol yapılır, beğenmezsiniz.

Tramvay yapılır, beğenmezsiniz.

Park yapılır, beğenmezsiniz.

Kentsel dönüşüm yapılır, beğenmezsiniz.

Devasa projeler hayata geçirilir, yine beğenmezsiniz.

Sosyal destek verilir, “neden veriliyor?” dersiniz.

Şehir değiştirilir, “eski halini bozmayın” dersiniz.

Sonra da dönüp:

“Belediye ne yapıyor?” dersiniz. Yahu kardeşim, siz neyi beğeniyorsunuz? Bir tane söyleyin. Sadece bir tane! Şunu da özellikle söylemek istiyorum: Muhalefet olmak, yapılan her şeye “hayır” demek değildir. Muhalefet dediğiniz şey eleştirmekten ibaret değildir. Bir proje üretirsiniz. Bir fikir ortaya koyarsınız. “Şehrin şu sorununu şöyle çözelim” dersiniz. Dosyanızı hazırlarsınız. Gidersiniz, anlatırsınız. Benim gördüğüm kadarıyla Uğur İbrahim Altay, mantıklı ve şehre fayda sağlayacak bir projeye kolay kolay “hayır” diyecek bir başkan değil.

O halde çıkın ortaya. Eleştirin ama alternatif de üretin. “Bu yanlış” diyorsanız, “Doğrusu budur” deyin. İşte o zaman sizi ciddiye alalım. Yoksa her yapılan işe burun kıvırmak, her yatırımı küçümsemek, her projede bir kusur aramak muhalefet değildir. Bu başka bir şeydir.

Gelelim Kayalıpark meselesine… “Kayalıpark’ın nesi vardı?” “Beton yığını yapıyorlar.” “Eskisi daha güzeldi.” “Biz orada oturuyorduk.” Diyorsunuz ya…

Ben de size şunu söyleyeyim: 25 yıldır aynı bankta oturuyorsun ihtiyar! Bırak artık şu bankı. Şehir senin oturduğun banktan ibaret değil. Daha kullanışlı, daha temiz, daha konforlu, daha çağdaş bir alan oluşturuluyor. Yine gideceksin. Yine oturacaksın. Ama belki bu kez daha güzel bir ortamda oturacaksın.

Şehir dediğiniz şey müze değildir. Konya, 30 yıl önceki haliyle dondurulmuş bir şehir olmak zorunda değil. Şehir değişir. İnsan değişir. İhtiyaçlar değişir. Ulaşım değişir. Yaşam biçimi değişir. Şehircilik anlayışı değişir. Değişmeyen tek şey, bazı insanların değişime olan itirazıdır.

Biliyor musunuz neden bazılarına gülüyorum? Çünkü siz daha değişimi kabul etmiyorsunuz. Ufkunuz yok. Hayaliniz yok. Daha kötüsü, başkasının hayal ettiği şeyi görünce de rahatsız oluyorsunuz. Siz bir şehrin birkaç yıl sonrasını hayal edemezken, birileri 10-20 yıl sonrasını planlıyor. Siz “buraya dokunmayın” derken, başkaları “burayı nasıl daha iyi hale getiririz?” diye düşünüyor.

Siz eski fotoğraflara bakıp nostalji yaparken, birileri şehrin geleceğini inşa etmeye çalışıyor. Elbette her yapılan iş kusursuz olmak zorunda değil. Elbette belediyenin yanlışlarını da eleştireceğiz. Elbette kamu parasının nasıl harcandığını sorgulayacağız.

Bu bizim görevimiz. Ama eleştirmek başka, nefrete dönüştürmek başka. Her yatırımı kötülemek başka, “Daha iyisini nasıl yaparız?” demek başka.

Benim itirazım buna. Ben Konya’nın dününü biliyorum. Bugününü de görüyorum. Bu nedenle şunu çok rahat söyleyebiliyorum: Konya, 90’ların Konyası değil. Konya, 2000’lerin Konyası da değil. Bugün başka bir Konya var.

Ve açıkçası…

Ben 90’larda yaşarken bugünkü Konya’yı hayal bile edemezdim. Şimdi geriye dönüp baktığımda, değişimin ne kadar büyük olduğunu daha iyi anlıyorum. O yüzden Başkan Altay’ın anlattığı rakamların ötesine bakıyorum. Ben şehirdeki değişime bakıyorum.

Yolların değişimine… Ulaşımın değişimine… Şehrin büyümesine… Yeni yaşam alanlarına… Yeni yatırımlara… Konya’nın kendisine biçtiği yeni role bakıyorum.

Eksik yok mu? Elbette var. Yanlış yok mu? Elbette olabilir. Daha iyisi yapılamaz mı? Elbette yapılabilir.

Ama insaf… Bu şehirde hiçbir şey yapılmıyormuş gibi davranmak da doğru değil.

Ve son olarak Başkan Altay’a şunu söylemek istiyorum:

Başkanım…

Siz anlatırken ben geçmişi düşündüm. 90’ları düşündüm. 2000’leri düşündüm. Bugünü düşündüm. Ve kendi kendime şu cümleyi söyledim: “Biz gerçekten çok değişmişiz.” Bu değişimin tamamını bir belediye başkanına yazmak elbette doğru değil. Bu şehirde yıllardır emek veren herkesin payı var. Ama şehrin bugün geldiği noktada belediyelerin aldığı kararların, yaptığı yatırımların ve ortaya koyduğu vizyonun da hakkını teslim etmek gerekiyor.

Eleştirelim. Sorgulayalım. Eksikleri söyleyelim. Ama biraz da hakkını teslim edelim. Çünkü bazen insanın kendi şehrine bakarken ihtiyacı olan şey sadece eleştirmek değil… Bir adım geri çekilip nereden nereye geldiğimizi görebilmektir.

Ben gördüm.

Ve açık söylüyorum: Bugünün Konyası, dünün Konyalısının hayal edebileceğinden çok daha ileride. Şimdi mesele geçmişe bakıp “Keşke değişmeseydi” demek değil. Mesele bundan sonra nasıl daha iyi bir Konya yapacağımızı konuşmak. Çünkü şehir yerinde saymaz. Konya da saymayacak.

ETİKETLER:

YORUM YAP

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Fatih ERSOY

Fatih ERSOY

Yazarın Diğer Yazıları