DÜNDEN BUGÜNE

Kayıt Tarihi: 10.06.2025 09:37 - Son Güncelleme: 01.05.2026 03:51
YAZI
A

İnsan oğlu yaratılışından itibaren çok sıkıntılar  çekmiş bir çok kötülük yaşamış ve bir çok kötülüğe neden olmuştur. Bunun temelinde yatan sebepleri ise genelde yaşadığı çağın inanışları, batıl inançlar  yoksulluk, bunun bu kötülüğün temel nedenleri arasındadır.

Dünyanın varoluşundan itibaren bu süre gelmiştir. Kadınların gördüğü zülüm erkeklere oranla daha fazladır. Hz.Adem ve Hz. Havva’nın yaradılışı yasaklı meyveyi Hz. Adem’e yedirmesi olayı ile başlayan süreç, kadınların bu dünyada sınavlarının erkeklere oranla daha çetin geçeceğini bize göstermiştir.  

Hz. Muhammet’in dünyaya geldiği Arap toplumlarında cahile devrinde görülen kız çocuklarının diri diri toprağa gömülmesi bu örneklerden bir tanesidir. O topraklardan Türkiye’ye Anadolu topraklarına gelindiği zamanda durum pek değişmemektedir. Çoğu bölgede kız çocukları evlattan dahi sayılmamakta alınıp satılabilecek bir varlık ’’mal’’ olarak görülmekte değer verilmemektedir.

Anadolu’nun havasın da suyunda olduğu gibi sertliği insanında da görülmektedir. Güneydoğu Anadolu Bölgesine gidip önünden geçtiği herhangi bir kapıyı çalıp içeriye, girsen yüzünü bile görmediği tanımadığı insan ile ‘’berdel’’ usulü ile evlenmiş birçok kadına rastlarsın Erkek çocuğu olacak diye adak adayanlar, erkek diye bayram yapanlar, karısı erkek çocuk doğurmadı diye onu kusurlu görüp boşayanlar, maalesef ki bunlar bizim kültürümüzün yadsınamaz bir gerçeği.  

Bu kişiler maalesef okul hayatları iki ilişkileri ,özel hayatlarında da istedikleri mutluluğu huzuru bulamamaktadır.. En önemlisi kötü niyet taşıyan insanların duygularını, hayatlarını suiistimal etmesine mani olamamaktadırlar..

Birçok yanlış ilişki birçok yanlış evlilik onları daha hayatlarının baharında  hayatlarından koparmaktadır. Eğitim ile bu durumun düzeltilebileceği algısının da aslında pek doğru olmadığı son zamanlarda ortaya çıkmaktadır.

Bunun kötü örneklerine hep denk gelmekte  buda olur mu deyip geçmekteyiz. En sonki Türkiye’yi üzüntüye boğan bir olayda da  Dicle Üniversitesi İlahiyat Fakültesi 2. Sınıf öğrencisi Sena DÜZGÜN’ÜN Arş.Gör. A.P ile ilişkisinin olduğu ve Sena’nın üniversitede kendini asması ile sonuçlanan olayda bunun üzücü bir örneğidir.

Ölümünün ardından Sena’nın henüz 21 yaşında olduğu babasız büyüdüğü ve düzgün bir aile yaşantısı olmadığı edinilen bilgiler arasında.

Sena’nın psikolojik sorunları olduğu, 21 yaşındaki genç bir kızın bu tarz ilişki yaşamayacağını Sena da hatanın olduğunu düşünende azımsanmayacak düşüncede insanlarında olduğu  ortadadır. Ataerkil toplumlarda baş gösteren erkek yapar mantığı maalesef ki bu olayda da kendisini gösterdi.

Kimse bu kızın aile sorunlarını, baba aşkını sevgisizliğini ya da açlığını görmezden gelirken  Sena ile mesajlaşmalırından  da ilişki yaşadıkları ortaya çıkan, Bilim adamı Arş.Gör. A.P’nin görevinden uzaklaştırıldığı alınan bilgiler arasında .

Kadınların bu coğrafyadaki sıkıntıları biter mi bitmez mi bilinmez, ama şu bir gerçek ki sevgisiz ve ilgisiz büyüyen her kız çocuğu cahiliye döneminde toprağa gömülen kız çocuklarından farksız. 

ETİKETLER: