DEVLETLE MİLLETİN ARASINI AÇMAYIN

Kayıt Tarihi: 09.03.2026 09:15 - Son Güncelleme: 03.04.2026 19:03
YAZI
A

Son dönemde başta maliye politikaları ve trafik güvenliğini artırmak amacıyla yapılan düzenlemelerle birlikte kesilen trafik cezaları, kamuoyunda ciddi bir tartışma konusu hâline geldi. Elbette trafikte düzen, disiplin ve güvenlik olmazsa olmazdır. Kurallara uyulmalı, denetim yapılmalı ve insan hayatını tehlikeye atan davranışların karşılığı olmalıdır. Buna kimsenin itirazı yok.

Ancak son günlerde haberlerde ve sosyal medyada gördüğümüz bazı ceza rakamları artık başka bir tartışmayı beraberinde getiriyor. 300 bin lira, 400 bin lira hatta 500 bin lirayı bulan trafik cezaları konuşuluyor.
Asgari ücretin yaklaşık 22 binden 28 bin liraya 2 ay önce çıktığı bir ülkede, bu rakamların vatandaş nezdinde nasıl bir karşılık bulacağını ve vatandaşa sonrasında nasıl yaralar açacağını iyi düşünmek gerekir.
Trafik güvenliğini sağlamak adına yapılan bir düzenleme, eğer ölçüsünü kaybederse hem vatandaşı büyük çıkmazlara sokar hem de vatandaşın gözünde adalet duygusunu zedeleyen bir uygulamaya dönüşebilir, dönüşüyor da.

Ben Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın bu konularda her zaman vatandaşın hassasiyetini önceleyen bir yaklaşım içinde olduğunu biliyorum. 20 yılı aşkın süredir ülkeyi yöneten bir siyasi hareketin en büyük gücü de zaten milletle kurduğu bağdır. Bu konular ile alakalı yeterince bilgilendirilmediğini düşünüyorum.

Bu cezaların belirlenmesinde kimlerin ne tür değerlendirmeler yaptığı ciddi anlamda merak konusu oldu. Fakat vatandaşın algısında oluşan tablo şudur: “Bu rakamlar aylık geliri yüz binlerce lira olan insanların, masa başında belirlediği rakamlar” 

Eğer bu yaklaşımın arkasında ekonomiyi toparlamak adına gelir artırma mantığı varsa, bu da son derece tehlikeli bir yoldur. Maliye politikalarıyla vatandaşın üzerine sürekli denetim, ceza ve korku atmosferi kurmak, uzun vadede devlete fayda sağlamaz.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek göreve geldiği günden bu yana ekonomi yönetiminde farklı bir politika izliyor. Bu politikaların bazı yönleri elbette tartışılabilir. Ancak ekonomiyi toparlama adına vatandaşın günlük hayatında baskı hissi oluşturacak uygulamalar, sürekli vatandaşa korku pompalamak, toplumsal psikolojiyi olumsuz etkiliyor.

Bir ülkede yatırım ortamının güçlenmesi sadece dışarıdan yatırımcı çekmekle olmaz. Önce o ülkenin kendi insanının, kendi iş insanının güven duyması gerekir. Eğer sürekli denetim, ceza ve baskı algısı oluşursa insanlar yatırım yapmak yerine sermayelerini koruma refleksiyle hareket etmeye başlar. Hatta bazı durumlarda sermaye yurt dışına yönelir ve yöneliyor da.

Unutulmamalıdır ki dışarıdan gelen yatırımcı bir gün gelir, bir gün gider. Ama bu ülkenin kendi insanı, kendi sermayesi kalıcıdır. Devlet politikaları da önce bu güveni korumak zorundadır. Maliye, elinde bir sopa ile sürekli vatandaşın, esnafın kafasının üstünde durmaz. Önce kendi sermayemize sahip çıkmamız gerekir.
Yılların tecrübesi Sayın Şimşek, izlediği bu mali politikaları artık biraz yumuşatmalı ki vatandaşlarımız, iş adamlarımız dışarıya sermaye götürmeyi bıraksınlar. Gerçekten bu konuda dur denilmez ise ileriki zamanlarda ülkemizi çok daha kötü günler bekliyor. Çünkü yerli sermayemiz gidiyor…

Bu konuları yazmamak için açıkçası bir süre bekledim. Süreci izledim, uygulamaların nasıl şekilleneceğini görmek istedim.
Lakin gördüğüm şudur,
Mali politikalarda düzeni sağlamaya odaklanan Sayın Şimşek, bir tık kantarın topuzu kaçırmış durumda.
 Yılların tecrübesine ve birikimine sahip Mehmet Şimşek gibi bir isim, kendi döneminde ve sonrasında , hem Ak Partiye hem de Ülkeye dönüşecek faturaların, sonuçların hesabını yapar ve kısa zamanda bir düzenlemeye, yumuşatmaya gider diye düşünüyorum.

Birde son dönemde özellikle trafik cezalarıyla ilgili ortaya çıkan tablo. Mesele artık ciddi bir toplumsal tartışmaya dönüşmüş durumda.

Devlet ile millet, Sayın Cumhurbaşkanıyla millet arasındaki bağ, bu ülkenin en büyük gücüdür. Bu bağın zedelenmesine yol açacak uygulamalardan özellikle kaçınmak gerekir.

İÇİŞLERİ BAKANI MEMLEKETİ KONYA’DA
Geçtiğimiz Cuma günü İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi Konya’daydı. Yoğun bir programla şehrin birçok noktasına temas etti. Şehrin sorunlarını dinledi, vatandaşlarla buluştu. Konya’nın evladı olan bir bakanın memleketine yaptığı bu ziyaret Konyalılar tarafından da büyük bir ilgi ve sıcaklıkla karşılandı. Sayın bakana memleketine hoş geldin ayaklarına sağlık diyoruz.

Ancak burada Konya yöneticilerine ve siyasetçilerine tamda İçişleri Bakanlığı konusu olan küçük ama önemli bir hatırlatma yapmak istiyorum.

Konya’da uygulanan Elektronik Denetleme Sistemi yani EDS uygulaması artık vatandaşın en çok konuştuğu konuların başında geliyor. Şehrin neredeyse her noktasında hız koridorları, kameralar ve radar sistemleri var. Kurallara elbette uyulmalı. Trafikte düzen şart.

Fakat vatandaşın sorduğu bir soru var:
Türkiye’de bu kadar yoğun EDS uygulaması başka hangi şehirde var?
Konya’da birçok noktada sürücüler kendilerini sürekli bir ceza riski altında hissediyor. Bu durum artık Konyalılar arasında ciddi bir rahatsızlık oluşturmaya başlamış durumda. Şehirler arası yolların bile neredeyse tamamen EDS ile çevrilmiş olması sıkça dile getirilen bir eleştiri hâline geldi.
Kurallar elbette uygulanmalı. Ama vatandaşın da kendisini sürekli cezalandırılan bir şehirde yaşıyormuş gibi hissetmemesi gerekir.

Bu nedenle Konya’daki siyasetçilerin ve yöneticilerin bu konuya kulak vermesi gerekiyor. Çünkü şehirde artık çok net bir cümle duyuluyor:
“Konyalı trafik cezalarından bıkmış durumda.”
Siyasetçi abilerimiz kızacak ama, ben vatandaştan duyduklarımı yazmazsam, ben olmam.
Vatandaş bu konuda “KONYALI SAHİPSİZ” diyor.
Yanlış anlaşılma olmasın diye özellikle belirtttim ”bu konuda “ diye.

Diğer her türlü konuda, Konyalının sahipsiz olmadığını vatandaşta biliyor bende çok iyi biliyorum.
Konyalı siyasetçilerimiz belki unutmuşlardır, Sayın İçişleri Bakanımıza bu EDS konusunu da buradan iletmiş olalım.

Devletle millet arasındaki bağın güçlenmesi için bazen küçük görünen meseleleri zamanında görmek gerekir. Trafik düzeni sağlanırken vatandaşın vicdanını ve adalet duygusunu da korumak en doğru yol olacaktır.
Sağlıcakla Kalın….

ETİKETLER:

YORUM YAP

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.