YAKARSA DÜNYAYI GARİPLER YAKAR

Kayıt Tarihi: 17.09.2024 09:06 - Son Güncelleme: 03.04.2026 18:23
YAZI
A

Merhamet, insan olmanın en değerli erdemlerinden biridir. İnsan, vicdanla, merhametle etrafına bakarsa, başkalarının acısını hisseder, iyiliği çoğaltır ve dünyayı daha yaşanabilir bir yer haline getirir. Bu erdemin toplumlar ve bireyler üzerindeki etkisi ise hayati öneme sahiptir. Merhametli insanlar, sadece çevrelerine değil, tüm insanlığa, doğaya ve hayvanlara da sevgi ve saygı gösterirler.  Onlar, dünyayı anlamak ve korumak için çaba sarf eder, yaşadıkları çevrede adaleti ve huzuru tesis ederler. Vicdanları, onların yönlerini bulmalarına yardımcı olur.

Ancak ne yazık ki, dünyayı tehdit eden başka bir kesim daha var: merhametsiz, vicdansız, doğayı, insanı ve hayvanları sevmeyenler. Bu tür insanlar,  hiçbir şeyi sevmezler. Hatta kendilerini bile. Mutsuzdurlar…

Çıkarları uğruna her şeyi yok etmeye hazırdır. Yıkıcıdırlar, nefret doludurlar ve sadece kendi menfaatlerini düşünürler. Onların olduğu yerde adalet, sevgi ve barış değil; kaos, nefret ve yıkım vardır. Merhametsiz insan, sadece kendine zarar vermekle kalmaz, çevresindeki herkese ve her şeye de zarar verir. Kendi dünyasında kaybolmuş, sevgiye kapalı, doğanın dengesini bozan, hayvanları katleden ve insanlara eziyet eden bu insanlar, dünyanın huzurunu tehdit ederler.

Dünyanın her köşesinde mazlumlar, garipler, haksızlığa uğramış insanlar yaşıyor. Tarihin en karanlık sayfaları, bu insanların sessiz çığlıklarıyla dolu. Zulüm gördüklerinde, hakları ellerinden alındığında, yaşamın yükü omuzlarına çöktüğünde, sadece onlar değil, tüm insanlık kaybediyor. "Yakarsa dünyayı garipler yakar" sözü, tam da bu haksızlıkların birikimiyle patlayan çaresizliğin ve adaletin feryadını simgeliyor.

Maalesef ki bu zalimlerden sadece insanlık değil, doğa ve hayvanlar da büyük zarar görmektedir. Tüm dünyayı sadece kendilerine ait zannedip, her yeri inşaatlarla doldurup, doğayı katledip hayvanlara yaşam alanı bırakmayanlar, şimdi de sokaklarda, sadece yaşamaya çalışan, Allah’ın sessiz kullarına da zulüm etmekte ve yok etmektedir.

Mazlumların feryadı, sadece yeryüzünde değil, gökyüzüne de ulaşıyor. Adaleti tesis etmekle görevli olan insanlar, zulüm karşısında sessiz kaldıklarında, adaletin yegane sahibinin de buna razı olmayacağını unutuyorlar. Zira adalet, Allah’ın en yüce emirlerinden birisidir. Adaletin olmadığı bir dünya, zalimlerin haklı mazlumların ise haksız olduğu, kötülüğün cirit attığı, zulmün hüküm sürdüğü bir cehenneme dönüşür.

Gariplerin, mazlumların feryadı, acıları biriktiğinde, bu dünya yaşanılmaz hale gelir.

Her ne kadar dünya da bugünün güçlüleri, zulmedenleri, adaleti çiğneyenleri, her şeyin kontrolünde olduğunu sansa da, Allah’ın adaleti er ya da geç tecelli edecektir. O gün geldiğinde, mazlumların, gariplerin feryadı, tüm düzeni yerle bir edecek bir güce dönüşecektir. Bu ilahi bir kanundur; zulümle abad olanın akıbeti berbat olur. Çünkü dünyayı aslında garipler, mazlumlar  ayakta tutar; onların sabrı, onların umudu, onların duası yeryüzünün gerçek dengesidir.

 

Unutmamalıyız ki, mazlumun gözyaşı, Allah katında çok kıymetlidir. Gariplerin ahı, bir gün gelir, tüm zalim düzenleri yakar, kavurur. Ve o gün geldiğinde, Allah'ın adaleti en gür sesiyle yeryüzünde yankılanır…

ETİKETLER: