İnsan insanın yurdu mu yoksa kurdu mu: ÇATALHÖYÜK

Kayıt Tarihi: 27.02.2026 09:44 - Son Güncelleme: 26.05.2026 06:33
YAZI
A

İnsan insanın yurdu mu yoksa kurdu mu sorusunu yaşayarak deneyimleyen bir yere gidiyoruz bu hafta. Sizleri yaklaşık 9 bin yıl öncesine, en eski kentleşmenin başlangıç noktası

Çatalhöyük’e götüreceğim. Burası, sadece taş ve topraktan ibaret bir köy değil; avcı toplayıcı yaşamın terk edilip tarımsal üretime geçildiği, depolama yapıp üstüne düşünme fırsatı yaratıldığı yer. İnsanlar topluluk halinde yaşayıp çanak çömlek yapmayı, doğayı evcilleştirmeyi ve daha birçok bilgiyi öğrenmişler. Öyle ki sonraları birçok mitolojide Kibele denen bereket tanrıçası heykeli burada bizleri kadın olarak karşılıyor. Akıllara ataerkil mi yoksa anaerkil mi sorularını getirse de eşitlikçi bir toplum olduğu gözlemlenmiş.

Bilinen bilgilerin aksine; önce tarıma, sonra yerleşik hayata geçip en sonunda da dini yaşam alanları yapmamışlar. Halk kutsallarına yakın olmak amacı ile yerleşik hayatı sürece katarak iç içe geçirmiştir. Soyut düşünce ve estetiğe önem veren bu protokent neden ve nasıl yerleşim yerini bıraktı? Dip dibe, kapısız inşa edilen, duvarlarında kızıl akbaba ve yanardağ patlamasını resmeden, tarihin ilk haritası olan bu gizem yüzünden mi halk gitti veya gitmek zorunda mı kaldı?

Henüz çok az kısmı kazılan bu gizemli tarih, İç Anadolu’nun en büyük şehri olan Konya’da gizli. Tarihin ilk şehir planı olarak kabul edilen bu kentten günümüze; Konya'nın "Türkiye'nin tahıl ambarı" adını almasındaki rolünün azımsanmayacak ölçüde olduğunu araştırmalarımdan anlıyorum. Çatalhöyük halkı sadece hayvanları değil, bitkileri de evcilleştirdi. Günümüz içeriğine çok yakın olduğu belirlenen buğday gibi tahıllarla ilk ekmeğin yapılmasına da vesile olmuşlar. Öyle ki sadece günümüzde karbonhidrata karşı dengeli olun diyen uzmanları olmayan halk, diş çürüğü ile tanışmış. Bulunan iskeletlerin %13’ünde diş çürükleri keşfedilmiş.

Tabii ki bilgi çokluğunun içinde bizleri sadece çürük dişler değil; sanat ve savaş malzemeleri de karşılıyor. Yanardağa olan yakınlığını akıllıca kullanan halk, obsidyeni de ustalıkla kullanmış. Ok uçları, mızraklar yapan bu halkın yerleşim yerlerini terk etmesindeki ana neden olarak; iklim değişikliği, artan nüfusla gelen sorunlar ve toplumsal yapıdaki karmaşıklaşma biliniyor. Elbet ki henüz çok azı kazıldığı için bu yazılanlar değişebilir. Ancak bizlere; insana zehrin de şifanın da hep toplumsal birliktelik sayesinde geldiği gerçeği değişmez. Önce kendinize sonra etrafınıza iyi olmanız dileğiyle.

ETİKETLER:

YORUM YAP

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Nisa Nur KULU

Nisa Nur KULU

Yazarın Diğer Yazıları