Bırakın çöksün! Konya’ya deniz geliyor!...
Konya Tarımın başkenti… Tahıl ambarı. En çok biz üretiriz. Hatta tarımsal üretimde kendine yettiği gibi ülkeyi doyuruyor ve birçok dünya ülkesine de ürettiği ürünleri satan bir kentiz…
Yeraltı su seviyelerinin düşmesi ve göllerin kuruması, Konya Ovası’nın tükenmesine neden oluyor. Haberiniz var mı? Bu durumda yetkililerin birçoğu açıklama yapmaktan kaçarken, birçoğu da içme suyumuz tükeniyor gibi söylemlerle günü geçiştiriyor.
Evet içme suyumuzun tükenmemesi için kim ne yapıyor? Suyu tükenen Konya’nın içme suyu ihtiyacı mevcutta abartarak söylüyorum yüzde 20 olsun. Geri kalan yüzde 60’ı tarımda, yüzde 20’si de sanayide kullanılıyor.
Sanayiyi anlarım. İçme suyunu da anladım diyelim… Fakat tarımı anlamakta zorlanıyorum. En çok su tüketen ürünleri ekmek dikmek, para kazanmak için daha da çoğaltarak ekim yapmaya devam etmek neyin nesi?… Ekilmesin demiyorum. Çiftçi kardeşlerimiz üretecek ve kazanacak… Ülke kalkınacak. Ama böyle devam ederse artık ekecek arazisi kalmayacak. Ekemeyecek, kazanamayacak.
“Karapınar çöküyor” herkesin korkması gerekmez mi?. Söylerken bile insanın tüyleri diken diken olmaz mı? Bir ilçe yerin dibine çöküyor. Obruk sayısı artıyor. Yarın burada tarımı boş verin yaşam bile olmayacak. Ha ileride Konya’nın denizi olacak diye hayaller kuran varsa bilmem! Çok büyük bir göl oluştu. Burada tatil yapar, yüzeriz diyorsanız haklısınız. Hiçbir önlem anlayalım ve bırakın çöksün… Tatil için gelen turistler döviz bırakır, ülke ekonomisi kazanır.
Bir iklim krizi dayatması var. Maalesef kabullenmekte zorlansak da artık bu yaşam biçimimiz olacak. Belki kar ve yağmur yağmayacak. Ocak ayında kısa kollu gömlek ve şortlarla sokağa çıkacağız. Eski kar yağışlarını anlatıp anılarımızı pekiştireceğiz. Nerede o eski kış diye başlayan sohbetlerin baş kahramanları olacağız…
Biraz ağır olacak ama bunları yazmasam içim sızlar… Birileri önlem alsın! Masaya yumruğunu vursun. Bu vali mi olur, belediye başkanı mı olur? Bilmem…
Mısır ekilmesin. Şeker pancarı ekilmesin. Birkaç sene alternatif suyu az tüketen ürünler ekilsin… Diyeceksiniz ki, Konya’nın üç tane şeker fabrikası var. Bunlar ne olacak. İşte tam da burada başlıyor hikaye. Ekmeye devam edersek bu şeker fabrikaları tek tek kapanacak… Şeker yapacak pancar üretemeyeceğiz. Bugün tedbir almazsak, ileride fabrikaların kapanışını izleyeceğiz…
Bakın araştırmacılar ne söylüyor? “Konya’nın iklim ve toprak yapısına uygun, düşük su ihtiyacı olan ürünler, hem çevresel sürdürülebilirliği destekler hem de çiftçilere ekonomik getiri sağlar. Aspir, kimyon, mercimek, nohut, arpa, üzüm, badem, lavanta, susam ve kinoa gibi ürünler, Konya’da tarımsal su tüketimini azaltmak için ideal seçeneklerdir.”
Söylemişler ve söyleye de devam edecekler… Fakat hadi uygula yok. Kimse elini taşın altına koymuyor. Bu gidişle de konu su olunca masayı terk edenlerin sayısında artış yaşanmaya devam edecek…
Masaya vuracak olan makamlar tarımsal su tüketimini azaltacak politikaların uygulanması için merkezi ve yerel makamların iş birliği yapması şart. Tarım ve Orman Bakanlığı, ürün teşvikleri ve sulama destekleri için ana karar merciidir. Fakat Tarım ve Orman Bakanlığı da sanırsam çiftçiye söz geçiremiyor. Ekmeyin dese ki demiyor.
O zaman Vali, Belediye Başkanları, Ziraat Odaları işbirliği yapsın ve bu tüketen ürün eken çiftçilere alternatif ürünleri ücretsiz versin ektirsin ve desteklesin… 3-5 sene yapsın bunu çiftçiye ektiği ürünün değerinden fazlasını versin. Mısırdan 10 lira kazanıyorsa mercimekten 100 kazanmasını sağlasın. Yani ürün 10 lira ise bile 100 liradan satın alsın. Çiftçi de biz para kazanamıyoruz diye bağırmasın. Ekonomiye destek olmaya devam etsin…
Birde iklim krizine karşı bir çözüm üretilsin. Bugüne kadar ağaç yoksa yağmur da yok, söylemimizin doğruluğunu kanıtlayacak eylemler yapalım…
Seferberlik başlatalım. Bir hafta, her gün belli bir kitleyi izine çıkartalım işler aksamasın izinli olanlar ağaç eksin. 2 milyon nüfuslu Konya, bir yılda 4 milyon ağaç dikebilir. Bunun için bakanlıklardan izin almaya gerek yok. Vali bey bir genelge yayınlayacak ve Orman müdürlüğü de fide verecek…
Günde 100 bin kişi fide ekse 20 günde 2 milyon ağaç ekeriz. Önümüzdeki ay yine aynı. İki ayna nüfusun iki katı fidanı toprakla buluşturursak, iklim krizine de kafa tutmuş oluruz…


