Bu şehre kültürü tanıtacağız…. Uğur İbrahim Altay ve Kültür yatırımları… Mevlana caddesi ve eski valilik binası (MÜZE)
Konya Valiliği’nin müze olması gerektiğini yıllardır yazarım. Öyle bir iki kez değil…
Neredeyse duymayan kalmamıştır. Eski siyasetçiler iyi bilir, bu şehirde kulağı olan herkes de. Valilik binası müze olmalı derken, hep şunu da eklerim: Mevlana Caddesi de trafiğe kapatılmalı.
Bugün gelinen noktada Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay’ın, Valilik binasının kütüphane ve müze olacağını açıklaması beni gerçekten mutlu etti. İçimden “nihayet” dedim. Gönlüm isterdi ki, bu açıklamanın devamında şu cümleyi de duyalım: “Mevlana Caddesi’ni trafiğe kapatıyoruz.”
Bu cadde, İstanbul’daki İstiklal Caddesi gibi olmalı.
Yürüyüş yolu…
Işık…
Hayat…
İnsan sesi…
Çünkü bugün Mevlana Caddesi akşamları biraz ürkütüyor insanı. Bazen yürürken içim ürperir.
Karanlık, sessiz, yalnız… Ama şuna inanıyorum: Uğur Başkan bu yıl içerisinde Mevlana Caddesi’ni tamamen araç trafiğine kapatacak. Buna gerçekten inananlardanım. Hatta birkaç ay önce “Mevlana Caddesi trafiğe kapatılıyor” diye attığım sosyal medya paylaşımı bir milyonun üzerinde izlendi. Yorumlar inanılmazdı. Demek ki bu şehir de bunu istiyor.
Neyse…
Gelelim Uğur Başkan’ın kültür çalışmalarını anlattığı toplantıya. Süper uzun bir toplantıydı, onu söyleyeyim. Müzelerin tek tek ziyaretçi sayılarını vermek yerine “tüm müzelerimizi şu kadar kişi gezdi” dense, festivallerde de toplam rakamlar söylense belki daha akıcı ve kısa olurdu. Biraz kısaltılabilirdi.
Sıkıcı mıydı? Hayır. Aksine keyifle izledim. Toplantı sürerken şehrin son 30 yılı gözümün önünden film şeridi gibi aktı. Geçmişte yapılanlar, eksikler, bugünkü yatırımlar, kültür ve turizm adına atılan adımlar… 2026’da yapılacakları dinlemek beni gerçekten keyflendirdi.
Çünkü Konya’da kültür meselesi, bir “etkinlik” meselesi değildir. Bu şehirde kültür, hafıza demektir. Kimlik demektir. Medeniyet iddiası demektir.
Uğur İbrahim Altay’ın “Popüler olmayı değil, kalıcı olmayı hedefliyoruz” sözü, aslında Konya’nın ruhunu özetleyen bir cümle. Bu şehir hiçbir zaman günü kurtaran işler yapmadı. Alkışın değil, anlamın peşinde oldu. “Darülmülk Konya” yaklaşımı da tam olarak bunu anlatıyor. Konya’yı sadece bugünün şehri olarak değil; Mevlânâ’dan bugüne, bugünden yarına uzanan bir medeniyet köprüsü olarak görmek…
Yapılan müzeler, restorasyonlar, sema programları, tiyatrolar, festivaller, yayınlar… Bunların hiçbiri tek başına bir organizasyon değil. Hepsi, şehrin ruhunu diri tutma çabasının parçaları.
Belki çok gürültü yapmıyoruz. Belki her gün manşet olmuyoruz. Ama Konya’da yapılan işler sessizce kalıcı oluyor. İşte bu yüzden Valilik binasının müze olması önemli.
İşte bu yüzden Mevlana Caddesi’nin yayalaşması bir trafik meselesi değil, bir medeniyet meselesi. Konya geçmişinden aldığı ilhamla geleceğini inşa ediyor. Gösterişle değil, hikmetle…
Popülerlikle değil, hafızayla… Ve ben, bu şehrin doğru yönde yürüdüğüne inanıyorum. İnşallah Mevlana Caddesi’nde akşamları korkarak değil, huzurla yürüdüğümüz günleri de görürüz.


