Kardeş kardeşin düşman oldu!

Kayıt Tarihi: 22.08.2025 09:25 - Son Güncelleme: 03.04.2026 17:54
YAZI
A

Türkiye’nin son dönemde yaşadığı toplumsal gerginlik ve suç dalgası insanı (beni) tedirgin ediyor. Günlük hayatın koşturmacasında hepimizin hissettiği mutsuzluk ve öfke, ne yazık ki cinayet, hırsızlık ve gasp gibi olaylarla kendini gösteriyor.

Peki, neden bu kadar gerginiz? Neden kardeş kardeşi, eşler birbirini, hatta ebeveynler çocuklarını hedef alıyor? Türkiye, son yıllarda yapılan uluslararası mutluluk endekslerinde ne yazık ki alt sıralarda yer alıyor.

Ekonomik kriz, yüksek enflasyon, işsizlik ve geleceğe dair belirsizlik, toplumun genel ruh halini derinden etkiliyor. İnsanlar geçim derdiyle boğuşurken, sosyal medya ve haber kanallarında her gün yeni bir cinayet, gasp veya hırsızlık haberiyle karşılaşıyoruz.

Toplum olarak gerginiz ve bu gerginlik, maalesef en sevdiklerimize bile zarar verecek bir noktaya ulaşabiliyor.

Türkiye’de kasten öldürme suçları bir önceki yıla göre yüzde 5 artmış durumda. Daha da çarpıcı olanı, bu cinayetlerin önemli bir kısmının aile içinde işleniyor olması. Kardeşin kardeşi, eşin eşi, hatta ebeveynlerin çocuklarını hedef aldığı vakalar, haberlerde sıradanlaşmaya başladı.

Örneğin, son aylarda miras kavgaları, aldatma iddiaları veya ekonomik sorunlar nedeniyle aile içi cinayetlerde artış gözlemleniyor. Büyük şehirlerde, bu tür olaylar neredeyse her gün yaşanıyor. Bu, sadece bir suç istatistiği değil; toplumun ruh sağlığının alarm verdiğinin bir göstergesi.

Peki, neden bu kadar öfkeliyiz? Sözde uzmanlar, ekonomik baskıların, sosyal izolasyonun ve pandemi sonrası artan psikolojik sorunların bu tabloyu körüklediğini söylüyor. Birbirimize tahammülümüz azalıyor; küçük bir tartışma bile cinayete dönüşebiliyor. Gerginlik sadece sokaklarda değil, evlerin içinde de kendini gösteriyor.

Hırsızlık ve gasp olayları… Türkiye’nin dört bir yanında adeta patlama yapmış durumda. Emniyet Genel Müdürlüğü’nün 2024 raporlarına göre, büyük şehirlerde hırsızlık vakaları yüzde 12, gasp olayları ise yüzde 8 artmış.

İnsanlar marketten ekmek alırken bile tedirgin, evlerinde güvende hissetmiyor. Bu güvensizlik, toplumun zaten kırılgan olan bağlarını daha da zayıflatıyor. Ekonomik kriz, bu suç dalgasının en büyük tetikleyicilerinden biri. İşsizlik oranlarının yüzde 10’un üzerinde seyretmesi ve enflasyonun alım gücünü eritmesi, bazı insanları çaresizlikten suça itiyor.

Neden Bu Hale Geldik? Türkiye’nin mutsuzluk ve suç sarmalına sürüklenmesinin birkaç temel nedeni var. Birinci sırada. En basit öne sürdüğümüz ekonomik kriz. Yüksek enflasyon ve işsizlik, insanların temel ihtiyaçlarını karşılamasını zorlaştırıyor. Bu da öfke ve çaresizlik yaratıyor. Geleneksel aile bağları zayıflıyor, bireysellik artıyor. Bu, özellikle aile içi şiddet olaylarını körüklüyor. Pandemi, siyasi kutuplaşma ve sürekli kötü haber akışı, toplumun ruh sağlığını derinden etkilemiş gibi görünüyor.

Konya özelinde güvenin başkenti deriz ya… Hiçte öyle değil. Belki asayiş olaylarının sayısı az. Kadın cinayetleri istatistiklerinde gerilerdeyiz. Hırsızlık, gasp, kapkaç olaylarında gerilerde olabiliriz. Fakat, sokağa çıktığımızda insanların gerginliklerinin yüzlerine ve hatta yürüyüşlerine yansımış bir tabloyu görebiliyoruz.

 

ETİKETLER:

Fatih ERSOY

Fatih ERSOY

Yazarın Diğer Yazıları