Rakamlar tok, sokak aç
Konya’nın 2025 ekonomik verileri masaya yatırıldığında ortaya “başarılı” bir tablo konuluyor. Üretim artmış, ihracat yükselmiş, sanayi çarkları dönmüş… Kâğıt üzerinde her şey yolunda. Ama mesele tam da burada başlıyor: Kâğıt üzerinde.
Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk’ün 2025 değerlendirmesi dünya, Türkiye ve Konya ölçeğinde önemliydi. Elbette bu tür analizler değerlidir. Ancak bizler için asıl önemli olan kısım, sunum dosyalarının içindeki grafikler değil, sokağın nabzıdır. Ve o nabız hiç de iyi atmıyor.
Sanayici büyümüş olabilir. Fabrikalar kapasite artırmış olabilir. Üretim rakamları rekor kırmış olabilir. Ama vatandaşın mutfağında tencere aynı hızla kaynamıyorsa, bu büyüme kimin içindir?
Konya’da “asgari ücretle çalışan yok” söylemi artık neredeyse şehir efsanesine dönüştü. Evet, 22 bin lira olan asgari ücreti 25 bin lira vererek bunu yüksek maaş gibi sunabilirsiniz. Ama bu, pazara çıkan, kira ödeyen, çocuğunu okula gönderen vatandaşın gerçeğini değiştirmiyor. Rakamı biraz yukarı çekmek, geçim derdini aşağı indirmiyor.
Sanayi temsilcileri, ofislerinden baktıkları Konya ile sokakta yürüyen Konya arasında ciddi bir fark var. Sokaktaki vatandaşın feryadı bilanço tablolarında görünmüyor. Çünkü o feryat “kâr” hanesine yazılmıyor. Ama gerçek şu: Açlıkla boğuşan insan, büyüme masallarına kulak vermez.
2025 yılında Konya’da asıl sorun üretim eksikliği değildi. Gelir dağılımındaki adaletsizlikti. Kazanılanın kimde toplandığı, kime ne kadar yansıdığıydı. Ekonomi büyürken insan küçülüyorsa, orada durup düşünmek gerekir.
Bu yüzden artık “iyi niyetli” cümlelere gerek yok. Konya’nın ekonomik verileri iyi olabilir ama Konya halkının cebine girmeyen hiçbir başarı hikâyesi samimi değildir. Şehir kalkınıyor deniyorsa, bu kalkınma önce sofraya yansıyacak. Yoksa grafikler tok, sokak aç kalmaya devam eder.
Ve kimse kusura bakmasın…
Ekonomi sokakta ölçülür, salonda değil.


