YAŞAYAN ŞEHİR SELÇUKLU!
Selçuklu’da Rakamlar Konuştu, Şehir Kendini Anlattı
Bazı toplantılardan çıkarsınız; aklınızda ne bir cümle kalır ne bir iz. Bazıları vardır, not almadan da yazdırır kendini.
Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı’nın 2025 Yılı Değerlendirme Toplantısı onlardan biriydi. Sunum vardı, evet. Rakamlar vardı, grafikler vardı. Ama anlatılan şey bir bütçe tablosundan çok, bir şehrin hangi yöne yürüdüğüydü.
700 bini aşan nüfus…
72 mahalle…
Türkiye’de 50 ilden daha büyük bir ilçe…
Bu tablo şunu söylüyor: Selçuklu artık klasik ilçe refleksleriyle yönetilemez. Başkan Pekyatırmacı’nın “Biz sadece yol, asfalt, kaldırım yapan bir belediye değiliz” sözü de aslında bu gerçeğin ifadesiydi. Çünkü anlatılan hizmetlere bakıldığında, mesele sadece fiziki yatırımlar değil; şehirle birlikte insanı da büyütme çabasıydı.
Selçuklu Sporcu Seçme ve Yetiştirme Merkezi anlatılırken kimse sadece bir bina dinlemedi.
Orada bir mantık vardı. Çocuğu getir, forma ver, gönder anlayışından öte… Ölçen, değerlendiren, yeteneği ayıklayan bir sistemden söz edildi.
“Milli sporcu yetiştirmek” iddialı bir hedef. Ama bu hedefi dillendirmek bile Selçuklu’nun çıtayı nereye koyduğunu gösteriyor.
Eğitim yatırımları da aynı çizgide. Güzel Sanatlar Lisesi sıradan bir okul değil. Atölyeleriyle, sergi alanlarıyla, müzesiyle… Bir öğrencinin sadece ders görmediği, kendini bulabildiği bir yapı.
Bu şehirde eğitim artık dört duvardan ibaret değil. Sille’ye Proje Yapmak Değil, Sille’yi Korumak Sille konusu açıldığında anlatım da yavaşladı. Çünkü Sille, aceleye gelmez. Kapalı otopark, karma yapılar, Hacı Ali Ağa Hamamı restorasyonu, Baraj Parkı’ndaki yeni restoran…
Hepsi ortak bir çizgide duruyor: Sille’yi dönüştürmek değil, Sille ile birlikte yürümek. Bu şehirde tarih yüksek ses sevmez. Anlatılan projelerde o denge hissediliyor.
Toplum Ruh Sağlığı Merkezi anlatılırken salonda fark edilir bir sessizlik vardı. Çünkü bu işler alkış için yapılmaz. Psikiyatri hastalarının atölyelerde üretmesi, müzikle, el sanatıyla hayata tutunması…
Bu, belediyeciliğin sadece betonla değil, insan ruhuyla da ilgilenmesi gerektiğini hatırlatan bir yaklaşım. Belki manşetlik değil ama çok kıymetli.
774 bin kütüphane kullanımı… 28 bin çocuk spor okullarında 1 milyon 350 bin ziyaretçi park ve müzelerde…
Bu rakamlar şunu söylüyor: Selçuklu yaşayan bir şehir. Ve sosyoekonomik gelişmişlikte Türkiye 21’inciliği… İstanbul, Ankara, İzmir’in arasında bir Anadolu ilçesi olarak bu noktada olmak rastlantı değil.
Bu toplantıdan çıkan net mesaj şu: Selçuklu’da belediyecilik, sadece iş yapmak değil; niçin yaptığını bilmek meselesi.
2026 için verilen hedef de net: Daha fazla değil, daha doğru işler. Şehirler rakamlarla büyür, ama insanla anlam kazanır. Selçuklu’da anlatılan hikâye tam olarak bu.


