NELER OLUYOR?
Son günlerde yaşanan olayları hafızada tutmakta zorlanır duruma geldik. Türkiye’de ve Konya’da yaşanan olayları sıralamaya kalksak geçtiğimiz yıl yaşanan felaketlerden fazla felaket yaşandığını görürüz. Depremler, yangınlar, sel baskınları, çocuklarını çöpe bırakan anneler, anne babasını öldüren çocuklar ve daha birçok konu başlığını sıralayabiliriz.
Peki neler oluyor? Bize!
Aile bütünlüğünün bittiği, birlik ve beraberliğin ertelendiği bir dönemi yaşıyoruz. Gelenek ve göreneklerinden uzaklaşan, toplum haline geldik. Ahir zaman derler eskiler! Sanırsam o dönemi yaşıyoruz. Kıyamet alametleri gibi sıralayabileceğimiz küçüklerinden binlerce olay yaşanır oldu. Dünya da ve ülkemizde yaşananları "Almanak" halinde sunsak bir ay içerisinde yaşananların ansiklopedisi olur.
Tatile giden insanların yanarak can verdiği, evinde otururken beş dakika sonra enkaz altında kalanların olduğu bir süreç yaşandı. Geçtiğimiz haftalarda yaşanan bu süreçlerden ders çıkarma gibi bir niyetimizin olmadığını da sonrasındaki yaşam tarzımızla görür olduk. Milyon dolarlık otelleri bulunan insanların insan hayatlarını hiçe saydığını diğer otellerindeki uygulamaları ile gördük.
Toplumun tamamında B12 eksikliği var gibi geliyor. Hemen unutur olduk. Balık hafızalı mıyız? Diye kendi kendimizi sorgular olduk. Toplumun tamamı geçim derdine düşmüş durumda. Parası olan da geçim derdinde olmayanda…
Yani kendimizce geçerli kanunlar, kendimizce geçerli dinler yaratır olduk. Kimse kanunlara uymuyor. Kimse dini kurallara uymuyor. İnsanlar, en büyük günahlar arasında yer alan günahları bile sevap olarak görmeye başladı. Bir suç işlediğinde kanunen alacağın cezayı bile kendince hafifletebilen bir millet haline geldik.
Bunca eleştirinin içine kendimi koyunca ben bile sütten çıkmış ak kaşık gibiyim. Düşünün ben bile… Kendimce günahlarımın çokluğundan yakınırım. Ama gördük ve izlediklerim, duyduklarım içime su serpiyor. Ölüm yaklaştıkça, ateistlerin Allah’ı hatırlaması gibi gerçekçi bir dinin nasıl manipüle edildiğine tanıklık ediyoruz.
SİYASET YAPALIM BİRAZ!
Ülkenin siyasi gündemine değinmeden geçmememiz gerekir. CHP’den başlayalım. İki belediye başkanı Cumhurbaşkanı olmak için yarış içinde. Ters köşe yapma ihtimali yüksek olan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bende adayım diyebilir mi? Ya da eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu bende adayım derse ne olur? CHP’nin oyları 3 hatta 4’e bölünebilir mi? Nelerin yaşanabileceğini zaman gösterecek olsa da görünün köy kılavuz istemez. Bu durum ülkede istikrar isteyen kitleye yarar. Yani çoğunluğa yarar.
AK PARTİ’DE DEĞİŞİM
Adalet ve Kalkınma Partisi neredeyse tüm il ve ilçelerde genel kurullarını tamamladı. Genel Kurulların tamamlandığı illerden biri de Konya… Konya’da tüm ilçe başkanları il başkanı ile birlikte yenilendi. İl Başkanlığına seçilen Fatih Büyükgökçen, Konya için önemli bir isim. Tabanı bilen, halkın içinde olmuş, gelecek görüşü ile bir sıfır önde olan bir isim. Acilen halkın içine inmesi gerektiğini biliyor ve sokak sokak geziyor. İlçe gezilerine de önümüzdeki haftalarda başlayacağını duyuyoruz.
YEREL’DE MUHALEFET YOK!
Konya genelinde Gelecek, Deva, CHP, SP, DP gibi siyasi partilerin il başkanlıklarının açık olup olmadığını bilmiyorum. Ama illaki açık olanları vardır. Bir çay demleyen, gelen giden emeklileri bulunuyordur. Yapılan yanlışlara dur diyebilecek muhalefetin olmaması Konya’nın büyümesinde önemli bir etken. Birileri çıkar da doğru yapılana da hayır derse, büyümenin önüne balta vurmuş gibi olur. Bu şekilde iyi bir sistem ile ilerleyen Konya, gelecek yıllarda daha da büyüyerek, yaşam kalitesini artırır.
SUYUMUZ BİTTİ!
Dün Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, kentte yaşanan kuraklık tehlikesine dikkat çekerek su tasarrufu çağrısı yaptı. Başkan Altay, son yılların en kurak kış mevsiminin yaşandığını belirterek, su kaynaklarının hızla tükendiğine dikkat çekti. Konya’yı susuz bırakmamak için yeni su temin noktaları oluşturmak adına çalışmaların aralıksız devam ettiğini ifade eden Altay, “Su hepimiz için hayati bir kaynak, lütfen dikkatli kullanalım” diyerek vatandaşları bilinçli su tüketimine davet etti.
GEÇ Mİ KALINDI?
Konya’nın tarımsal sulamada yetersiz olduğunu ve bu nedenle dış havzalardan su getirilmesi gerektiğini her fırsatta dile getiren çiftçi temsilcilerinin ne kadar haklı olduğunu görüyoruz. Bu yıl patates, buğday, arpa, şeker pancarı ve daha önemlisi MISIR üretemeyeceğiz. Suyun birinci düşmanı Mısırı ekmek için yarışan çiftçilerin Mısır ile tükettikleri suyun birkaç yıl yokluğunu görmesi mi gerekirdi bilmem. Ama sahip çıkmadığı gerçeğini gördük. Çok para kazanma hırsının suyumuzu tükettiğini gördüler. Mart, Nisan ve Mayıs aylarında yağmur yağmaz ise vay halimize…
“Bundan böyle, su gündüz 10-12, akşam 22-24 arasında verilecek.” Kimse şikayet edemez çünkü bu suyu biz tükettik. Biz bitirdik. Bitirmeye de devam ediyoruz. Tatlı su çeşmesinde aracını yıkayanda var, şişe su paralı dile misafirlerine musluk suyu ikram edenlerde var. Suya para mı verilir diyenlerin para ile alabilecekleri suyun tükendiği gerçeğini tarihe not düşelim…
DİP NOT!
Birçoğumuzun söylemek isteyip de içinde uhde kalan o cümle… (Bana yaşattıklarını yaşamadan ölme)


