Asıl mesele beyinde başlayor
Uzun zaman oldu yazı yazmayalı. Biriktirdim mi? Hayır. Yazacak konu mu yoktu? O da hayır. Bu ülkede, bu şehirde, bu hayatta yazacak konu hiçbir zaman bitmez.
Ama ben her önüne gelen konuda kalem oynatmayı sevmem. Yazı dediğin etli butlu olacak. İçinde bir dert olacak. Bir yara olacak. Okuyanın kafasında soru işareti bırakacak. Yoksa sosyal medyada her gün binlerce kişi zaten konuşuyor.
Bugün yazıyorum. Çünkü yine insanı gözlemledim. Yine insanın değişmeyen tarafını gördüm. Yıllardır söylediğim bir söz vardır; insanın bedeni değil, beyni bozulmasın.
Beden hata yapar. Nefsine yenilir. Yanlış yapar. Sonra pişman olur. Tövbe eder. Ders çıkarır. Ama beyin bozulmuşsa iş değişir. Çünkü o zaman yaptığı yanlışı yanlış olarak görmez. Yalanı zekâ zanneder. İhaneti başarı sayar. Menfaati karakterin önüne koyar.
Hayatta öyle insanlar tanıyorsunuz ki, yüzünüze bakarken dost gibi konuşur, arkanızı döndüğünüzde bambaşka birine dönüşür. Sizi överken aslında sizi kullanıyordur.
Yanınızdayken samimiyet satarken, başka masalarda sizin hikâyenizi anlatıyordur. Sonra da dönüp kendisini dürüst, sizi suçlu ilan etmeye çalışır. İşte insanı yoran da budur. Açık düşmanla mücadele etmek kolaydır. Zor olan, dost gibi görünenlerle uğraşmaktır.
Bir de şu vardır; bazı insanlar yaptıkları kötülüğü mecburiyetten yapmaz. Şartlardan dolayı yapmaz. Karınlarını doyurmak için yapmaz. Onlar bunu tercih eder.
Çünkü karakterleri buna müsaittir. Çünkü vicdanlarıyla bağlarını çoktan koparmışlardır. Böyleleri için makamın da paranın da eğitimin de bir anlamı yoktur.
Çünkü insanın gerçek diploması karakteridir.
Bugün dönüp etrafıma baktığımda ekonomiden önce bir karakter krizi görüyorum. İnsanlar güven kaybediyor. Dostluklar değer kaybediyor. Samimiyet değer kaybediyor.
Herkes birbirine bir şey satmaya çalışıyor. Kimi mal satıyor, kimi fikir satıyor, kimi dostluk satıyor, kimi de vicdanını satıyor. Sonra da neden kimse kimseye güvenmiyor diye şaşırıyoruz.
Ben hâlâ aynı yerdeyim. İnsan hata yapabilir. Yanlış yapabilir. Düşebilir. Ama vicdanını kaybetmesin. Çünkü insanın kaybedeceği en büyük şey para değildir, makam değildir, şöhret değildir.
Vicdandır. Vicdanını kaybeden insanın cebinde milyonlar da olsa, arkasında kalabalıklar da olsa, aslında yapayalnızdır.
Ve unutmayın...
Bedenin yaptığı hata bazen bir insanı yakar.
Ama bozulmuş bir zihnin ürettiği kötülük, koskoca hayatları karartır.



